Sonsuza Yankılanan Ses (Leyla Gencer)

Ölümünün 6. ayında Soprano Leyla GENCER,

Karabük’te aile ocağında, sevdikleriyle ve sevenleriyle bir arada anıldı.

Karabük Kültür Merkezi’nde geçtiğimiz hafta düzenlenen “Diva’yı Anma Gecesi”nde İtalyan Sanatçı Soprano Paola Romano ile müziğin evrensel dilinde buluşuldu. Bu gecede; müzik dinleyen, müzik seven, müzikle dertleşen herkes, kendi yaşam yolculuğundaki bilindik notaların durduğu o anda, sanki Leyla Gencer’le bir bağ kurmuştu.

Bir kadın düşünüyorum, günümüzde yaşayan bir kadın… Günümüz şartlarında kariyer yapması için çok çeşitli imkanlar içinde olsa bile ne kadar gayret gösterebilmektedir? Ben Cumhuriyet Döneminde dünyaya gelen bir kadından, Leyla GENCER’den opera müziğini hiç bilmeyen insanların arasından çıkıp adeta bir mucizeyi gerçekleştiren kadından bahsediyorum. Sesi ile Avrupa’yı etkilemiş, soprano olarak adlandırılmış.

Kendi tutkusunda hiç korkmadan ilerlemeyi başarmış, dünyaca ünlü bir diva olmayı hak etmiş… Gazeteci Yazar Zeynep ORAL’ın Tutku Romanı’ndaki kahramanı Leyla Gencer ve adeta O’nun sesinin döküldüğü kelimeleriyle tanıyorum. Ne güzel izah ediyor hatıralarını ve üzerine konacak nice dallar bulabiliyor. Müzik’in o neşter yanı kesip almıştı aklımı.. Neden hep gurbet olurdu ki..

Kimi özlemler, duygular, karmaşalar ve sonraları baş döndüren hikayeler başyapıt oluştursun diye mi? Burada Evin İlyasoğlu çok güzel açıklamış.

“Evrensel olurlar, unutulmazlar” Evet, Leyla Gencer de her zaman anılacak… Leyla Gencer’in babaocağında da unutulmadığı gibi…

Yörük Köyü’nden İtalyan bir Soprano’nun solo arya ile dünyaya seslendiği bir güne şahit olduk. Peki, Karabük müzik oluşumunun neresinde kalmıştı? Geçmişten bugüne uzanan sanatçı merkezli bir yerleşim alanı nasıl da birşey yapmadan kalabilmişti. Bir konservatuvarı bile hala yoktu. Şüphesiz Karabük’ün sıkıntılı dönemleri olmuştu. Müziği unuttuğunuz anda acılarınız taraf tutar, ve siz dilsiz kalırsınız. İşte böyle bir zamanda, unutulmuş değerlere can katan insanların varlığı bizi ayaklandırır. Saygıdeğer Canbulat Ailesi, yaşadıkları alanı bir sanat müzesine çevirebilme heyecanıyla etrafındaki insanlara enerjilerini sunarken, karşılıksız bir görev üstlenir. Burada çeşitli organizasyonlarla başarılı imzalar atarken, Karabük’ün ve Safranbolu’nun imajını tazelerler. Bu nedenle çağdaş Türkiye’nin her yerinde sanata önem veren ailelerin varlığı şarttır. Bu aileler, güçlü takipçiler yetiştirirler ve bu takipçilerin de kendilerini geçmelerine izin verirler.

Birileri yetişiyor bu topraklarda…Dünyaca ünlü, nice şairler ve nice sanatçıların yetiştiği gibi…

Elbette ilerlemeler yaşadığımız güzel memleketimi, bir Güzel Sanatlar Fakültesi ve Güzel Sanatlar Lisesi’nin Müzik Bölümü’nün

varlığıyla ayrıcalıklı bir zirveye taşımaktadır. Eminim ki yetişen nesil, yurtdışında eğitim görme imkanını daha rahat bulabilecekler.

Ne mutlu ki, artık onların örnek alabileceği birçok yaşam hikayeleri var. Ve bir de Divaları, Leyla Gencer.

Bizleri böyle bir etkinlikle bir araya getiren herkese teşekkür ederim.