Renkler Diyarı…

Önce beyaz konuştu, bir evin cephesinde: “Ben her zaman temizliği ve masumiyeti sunarım” sözünü kesen kahverengi yüzyıllardır bir ağacın rengini sunuyorum ve benim bir anlamım bile yok! diye mırıldandı.
 
Nasıl olur dedi beyaz; “Ben neredeysem sen ordasın”..
 
Kahverengi biraz kırılmıştı, tek başına bir anlamı olmadığını düşünerek beyazın söylediklerini duymamıştı bile.,.
Kırmızı yukarıdan sohbete katılmak istese de ortalık sessizliğe büründü, üzerinde güneşin batışını izleyen iki serçeye bakakaldı. Serçelerden biri diğerine eski evinin yıkıldığını yeni evini geçici olarak büyük cevize yaptığını anlatıyordu.
Büyük ceviz ise kırmızıyla aynı boyda gür bir sesle konuşmalarına katıldı. “Bir an önce evini taşı ki kış gelecek” serçe dedi.  Serçeler havalandı.
Siyah re do re mi fa… Yeni bir şarkı için çalışıyorum, diyerek kırmızının sol cephesinden kahverengi ile paralel uzanan ince gövdesiyle “ben mükemmelim” diye söylenmeye başladı. Tek yaptığın mükemmellik şarkısını her gün söylemek dedi Kahverengi, siyahın bu kendini beğenmişliğine hiçbir zaman anlam veremediğini ifade ederek. Beyaz’ın söylediği temizlik ve masumiyet kelimeleri aklına geldi. Durdu ve demek siyah mükemmel, beyaz temiz peki ben neyim?
Giderek kapandı içine kapağının içinden sızan sarıyla sohbete başladı. Sarı hep dans eder ve tüm duvarlara elini sürerdi, kimi zaman o kadar çok hızlanır ki, görünemeyebilirdi.
Ve güneş doğduğunda büyük ceviz adeta kükreyerek seslendi; “Hadi uyanın! Bugün çok önemli bir gün” Beyaz, son yaprağın mı düşüyor diye merak ettim ama sanırım daha günler var diyerek mırıldandı. Kahverengi ben biliyorum, (büyük bir sevinçle) bugün senin doğum günün…
Büyük ceviz evet, bugün benim doğum günüm bu akşam parti veriyorum. Herkes davetlim.
Kahverengi ona ne alacağını bilemediği için siyaha seslenir. Büyük ceviz için hep beraber görkemli bir sürpriz hazırlayalım diyen siyaha tüm arkadaşları katılır.
Siyah, büyük cevizin dallarının arasından sarıyı geçirip büyük bir şölen düzenleyebileceğini söyler.  Ama yardıma ihtiyacı olduğunu belirtir.
Sarı’nın bunu kabul edip, etmeyeceğini kahverengi’nin de yardımı olmadan başaramayacaktır. Kahverengi Sarı’ya rica eder ve Sarı kabul eder. Hem de büyük bir heyecanla çünkü daha önce hiç dışarıya çıkmamıştır. Peki, nasıl olacak der heyecanla…

 

Kırmızı ben sizi koruyacağım, merak etmeyin der. Kahverengi sen bana tutun sonra siyah seni taşıyacaktır, sen hiç korkma der. Büyük ceviz’in partisi serçelerin şarkılarıyla başlar ve siyahın mükemmel solosu eşliğinde devam eder. Sürpriz için ilk sinyaller verilir ve sarı hiç çıkmadığı dört duvar arasından kahverenginin yardımıyla ilk adımını atar. Sarı; siyaha tutunur ve tüm ışıltısıyla büyük cevizin dalları arasında bir yanıp, bir sönerek ilerler. Bir sessizlik anı yaşanır, kırmızının örtüsü altında siyaha sarılmış Sarı, hiç durmadan dans etmektedir. Büyük ceviz çok mutlu olmuştur.

 

 
Sarı, Siyah’ın geçtiği her daldan itinayla geçerken, olan oluvermiştir. Sarı düştü! diye bir ses göğe doğru yankılanır. Siyah arkasından hızlıca ilerler ama yetişemez. Onu göremez. Ona haykıran sesler sabaha kadar gökte yankılanır. Sabahın ilk ışıklarıyla kırmızı, kahverengi ve siyah bulundukları yerden söylenip dururlar. Çünkü büyük ceviz bu benim suçum, ben olmasaydım bu olmayacaktı, diye ağlamaya başlar ve üzüntüsünden yaprakları daha da hızlı dökülür. Bu duruma en çok siyah üzülür. Onu tutamadığını bir anda elinden kayıverdiğini tekrar tekrar anlatmaya çalışır. Aslında kimse ondan bir açıklama beklememektir. Kahverengi siyaha şöyle der, sarıyı iyi tanırım. Dans ederken kendini kaybetmiş olmalı, senin bir suçun yok. Kırmızı, onu tutamadım mı yoksa diyerek kendini suçlamaya başlar. İçten içe suçlamalarla devam eden düşünceler karşısında tatilden dönen ev sahibi sincap olan biteni en baştan dinler. Sincap efendi der ki hepinizin sakin olmaya ihtiyacı var. Önce büyük bir olgunlukla kırmızı ile konuşur, sırasıyla kahverengiyi ve siyahla… Büyük cevizin dallarını budar ve seneye daha iyi büyümesini sağlar. Bu arada kaybolan sarının bulunması için her yere haber gönderen sincap, bir gün kapıya gelen arkadaşı köstebekle konuşur. Öyle bir akşamdı ki gökten büyük bir ışıltıyla gelen Sarı’nın evinden geçtiğini anlatır. Sincap hemen duyduklarını paylaşır. Sarı’nın düştüğü yerden geri gelmesi için bir bilgine ihtiyaçları olduğunu belirtir.
 
O bilge’ye giden yolu ise sadece Mavi bilmektedir. Mavi onlara bilge’nin ormanda yaşayan bir insan olduğunu söyler. Ormana giden sincap bilge ile saatlerce sohbet eder. Artık bulunamayacağını sadece bir anlık da olsa görünebileceğini böylece iyi olup olmadığını anlayabileceğinizi söyler. Bilge insan bu çözüm için aralarında seçim yapıp iki arkadaşının görünemeyeceğini belirtir. Ancak böylece sarının görüneceğini söyler ve diğerlerinin fikrini almaya giden sincap bilgenin söylediklerini paylaşır. İki arkadaşın fedakârlığı gerekmektedir, der Sincap. Ve Sarı’nın arkadaşları bir araya gelir. Yağmur başlar, ardından güneş açar.. Tam o esnada kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert, mor bir geçit oluşturur. Bu büyük cevizin hemen önünden başlayan geçitte uzaktan bakıldığında bile sarının mutluluğu görünmektedir. Sarı; şimdi çok daha mutluyum, çünkü her yerdeyim. Kahverengi beni hep korudu, onun korumacılığıyla bugün yaşıyorum. Oysaki o beni göremiyor, ona mutlaka söyleyin. Ya siyah o beni bugüne taşıdı çok huzurluyum. Çok teşekkür ederim, arkadaşlarım onları çok seviyorum… Ve gökte ilk kez birbirine bu kadar yakın olan arkadaşlar gökkuşağını oluşturur. Kısa süreliğine de olsa kahverengi ve siyahın göremediği bu güzelliği sincapla büyük ceviz izlerken, bilge insan der ki; gökkuşağının son bulduğu yer kahverengi ve sonra da siyahtır. Tüm renklerin kesişiminde siyah olur ve siyah olmasaydı bugün kahverengi de asla olamazdı, hiçbiri diğerlerinden ayrılamazlar diyerek aralarından ayrılır.
 
Bu nedenle sarı için büyük ceviz her ağladığında gökte ki tüm renkler buluşur; ancak siyah ve kahverengi asla görünmez.