PROF. BALKAN NACİ İSLİMYELİ İLE SOHBET..

https://justbuyessay.com/

 

 

 

 

 

Dünya Kültür Başkentinde Çağdaş Sanat

Safranbolu Altın Safran Belgesel Film Festivalinde bir ressam…

Ünlü ressam Sayın Prof. Balkan Naci İSLİMYELİ’nin Kent Tarihi Müzesinde gerçekleşen HAMAM ‘Su ve Ayna’ konulu sergisi 24 Eylül 2010 tarihinde festivalin ilk günü açıldı. Bir ay boyunca da sevenleri ile buluşacak.

SAFRANBOLU’DA SU VE AYNA

Gül Evi’nde, Prof. Balkan Naci İslimyeli ile “Dünya Kültür Başkentinde Çağdaş Sanat”ı sizler için konuştuk. Bizleri kırmayıp, kıymetli vaktini bizlere ayırdığı için teşekkür ederiz.

Röportaj: Esra Oğuzkağan

Dünya Kültür Başkenti Safranbolu’da Çağdaş Sanat konusunda Prof. Balkan Naci İSLİMYELİ şöyle dedi: “Safranbolu her şeyin en iyisine layık, burayı çok seviyorum. Çalışan herkesin bir umudu vardır. Umut etmeyen, pozitif olmayan kimse sanat yapamaz. Güncel hayatta da her şeyi görmemezlikten gelemeyiz, eleştirmek ve gerekirse başkaldırıda bulunarak ileriye gideceğiz. Dünya Kültür Mirasının seçkin bir yerleşimi olmak ağır bir sorumluluk; Valinin, Kaymakamın, Belediye Başkanının enerjilerini çok olumlu buluyorum. Projelere açıklar. Dünyada taşra kalmadı. Dolayısıyla taşra kompleksi taşımak zaten yadırganacak bir durumdur. Bu durumu burada hiç görmediğim için mutluyum. Çağdaş dünyada sanatsal anlamda neler yapılıyorsa; büyük şehirlerin karmaşasını küçük kentlerde dünya ile paylaşmak oldukça önemli. Evrensel bir nokta olan Safranbolu’da üniversitenin olması büyük bir kazanımdır. Vizyonun sadece internetle sınırlı kalmayıp, sanatçının ileteceği mesajları onlara dokunarak algılamalarının büyük bir önemi var. Çağdaş sanat yansıması, çok kaliteli sanatçı örnekleriyle sürmeli. Uluslar arası atölyeler kurulmalı. Bu önerileri idari yöneticilere aktarma konusunda büyük bir heyecan taşıyoruz. Çıtanın yükseldiğini görüyoruz; ancak bu yükseklikte kalması için hem geleneksel hem de çağdaş yaşamın üst düzey örneklerini göstertmek bizlerin elindedir. Bu konuda her şeyi yapmaya hazırız. Safranbolu halkı başta dediğim gibi her şeye layık. Buradaki gençlerin bu çabaları yaşatmasına ihtiyacımız var. Tüm bu çabalar onlar ve dünya kültürü için…”

Prof. İslimyeli’yi tanıyalım…

1967 yılında şimdiki adıyla Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olan dönemin İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nun uygulamalı yetenek sınavını kazanarak girdiği resim bölümünden Birincilikle mezun olduğu okula bir yıl sonra 1973 yılında asistan oldu. Asistanlığı döneminde kazandığı Avusturya Hükümeti’nin bursu ile litografi (taş baskı) eğitimi görmek üzere 1975 yılında Salzburg’a gitti. Yurda döndüğünde tez çalışmalarına devam eden sanatçı 1977’de “Görsel Sanatlar Öğesi Olarak Kurgu” adlı tezi ile yüksek lisansını tamamladı. Floransa’ya 1980 yılında bu kez İtalyan Hükümeti’nin bursuyla giderek; Floransa Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde iki yıl boyunca çalışmalar yaptı. 1982 yılında yurda döndü. Doktoraya eşdeğer olan sanatta yeterlilik diplomasını 1983 yılında alan sanatçı üç yıl sonra 1986’da resim bölümünde doçent oldu. 1989 yılında New York’a giderek çağdaş sanatlar üzerine çalışmalar yaptı. New York Üniversitesi Hagop Kevorkian Yakındoğu Merkezi’nin davetiyle 1990 yılında burada çalışmalarda bulunan İslimyeli, 1991’de Fulbright bursuyla Güzel Sanatlar Fakültesi’nde çalışmalarını sürdürdü. Konuk sanatçı olarak davet edildiği ABD Hartford Trinity Koleji’nde çalıştı. 1996 yılında profesör oldu. Değişik ülkelerden aldığı davetlerle gittiği yerlerde kısa süreli çalışmalar yaptı. İslimyeli, eğitimciliğinin yanı sıra sanat kitapları, şiir ve öyküler yazmakta sinema ile de ilgilenmektedir. Şiir ve öyküleri Dost, Oluşum, Yazı, Gösteri, Argos, Kitaplık dergilerinde yayımlanmıştır. Marmara Üniversitesi’nde kendi adıyla resim atölyesi; yirminin üzerinde de yüksek lisans ve doktora tezi yöneten sanatçı, halen Işık Üniversitesi’ndeki öğretim üyeliği görevine devam etmektedir.

Başarınızın sırrı nedir?

Başarının arkasında inanç, irade, çalışmak, çalışkanlık ve hepsinin üstünde yakın çevrenin özendirmesi, takdiri çok önemli. Bu konuda kendimi ayrıcalıklı hissediyorum. Babamın bir sanatçı olması, ailemin bu konuya olan ilgisini ve sempatisini arttırmıştır. Böyle bir çerçevede hayatta ve alanınızda derinleşip, yol almanız kolaylaşıyor. Sanata özendirici olmanın aile, okul, kültürel alt yapı olarak gençler üzerindeki etkisi son derece önemli. Bunun erken yaşta başlaması önemli. Bu alanda zaman kaybetmeden yolum da kararlılıkla ilerledim. Geniş bir perspektifte bakılınca özellikle ilk gençlik yıllarımda Türkiye’de çok özendirici bir ortamın olduğunu söylemek güç. Bugün hala pek çok eksiğimiz var. Biz sadece sanat üreterek değil, insan yetiştirerek çevreyi uluslar arası standartlara çekmeye çabalayarak, fazladan mesai yaptık, diyebilirim. Yeni kuşaklar için çok daha uygun bir atmosferin yaratılması önemli. En önemlisi de gerçekten özgür bir ülkede yaşayabilmek… Sanat cesaretiyle, ataklığıyla, eleştirel yanıyla, özgürlük ortamının oluşmasındaki evrensel kozlardan bir tanesidir. Onun değerini yeterince bildiğimizden kuşkuluyum. Dünyanın çeşitli yerlerinde sayısız sergiler açtım. Ülkemde oralarda gördüğüm ilgi ve heyecanın daha azını gördüğümü söylemek zorundayım. Türkiye; sanatın sesi ve farklılığı konusunda gereken ilgiyi henüz gösteremiyor. Karamsarlığım bu noktada biraz yoğun. Bunun dışında bu ülke genç enerjisiyle tarih bilincindeki kayıpları, eksikleri gidermek koşuluyla sanatta büyük ataklar yapabilir. Çünkü Türkiye dünyanın evrensel kültür merkezlerinden biri, hatta en önemlisi”

Safranbolu ve Gelecek

Safranbolu bundan sonra uluslar arası kimliğine yakışır düzeyde sanatçıları ağırlamaya hazır olsun. Onların heyecanını eksiltmesin, onların yanında yer alsın. Biz bu konuda bir gönüllü hemşehri olarak her zaman Safranboluluların yanındayız. Hamam “Su ve Ayna” sergimin bir de kitabı çıkacak. Verilebilecek en büyük müjde 2 yılda bir Safranbolu Bienali hazırlamak olur. Bunun mekan tasarımı ve koordinasyonu için bir araya geleceğiz. Olumlu yeni bir başlangıç olarak sizler aracılığıyla duyurmak isterim. Böylece gençleri projelere dahil etmek, Safranbolu için yorulduğumuzu hissetmek zorundayız. Çağdaş Sanatçılar, mahalli ustalarla ortaklaşa işler yapmalı. Şehir anıtlar kazanmalı. Yapılabilecek o kadar proje var ki, içimizdeki o büyük enerjiyi artık açığa çıkarmanın zamanı geldi.