KÖŞE YASTIĞI

 

resume-chief.com/“Adalet olmadan, düzen olmaz”

Albert Camus

Eskiden sedirlerin şimdilerde kanepelerin üzerine konan kırlentlerden köşeye en yakın durana köşe yastığı ya da köşe kırlenti deriz. Bir de tembel, durağan kişiler için kullanıldığı da olur…

Küçük küçük yastıkların rengârenk kullanımı şu günlerde ise inanılmaz popüler. Safranbolu’nun tarihi evlerinde bizler çok küçükken köşe yastıklarına dokunmaya kıyamazdık. Çok ağır olmalarının yanı sıra her gün silinirdi, beyaz bir örtü geçirirdik. Her gün mutlaka bir misafirimiz gelirdi. Safranbolu İnceçay Köyü’nde ikamet eden ne kadar hısım akraba varsa dedemlerin evinde en az bir gece konakladıklarını ben bilirim. Ve ne zaman maaş alsak elimiz kolumuz dolu dolu köye giderdik. Köyde bir eviniz var derdi dedem, çok mutlu olurdu. Babasıyla beraber erkek kardeşleriyle gece gündüz birlikte yaptıkları evin ocağından duman gelmesini sağlamak artık bizlere düşüyor. İnşallah nasip olur..

Şimdi köşe yastığından bahsedelim; “…Odalarda pencere önlerine sedir boyunca uzanan dar, uzun ve kalın yastıklar sıralanır. Bunlar içleri sıkıştırılmış çeltik otuyla doldurulduğundan olsa gerek, “katı yastık” olarak adlandırılır. Yastıkların üstüne, beyaz kılıflar geçirilir; kılıfların alt kenarlarında, evin genç kızlarının ve gelinlerinin ellerinde ördüğü danteller bulunur. Sedirlerin üzerinde de yine çeltik otuyla sıkıştırılarak doldurulmuş, boydan boya uzanan, 8-10 cm. kalınlığında, sert, uzun ve çok geniş yastık biçimindeki, “yanlık” denilen ve üstü halı yada kalın kumaşla örtülen döşemeler yer alır. Köşelerde sedirin üzerine minderler konur ve buradaki katı yastığın üzerine de üstü rengarenk işlemeli, içi pamuk dolu kare biçiminde geniş “köşe yastığı” yerleştirilir” *

Safranbolu’daki o sımsıcak tarihi evlerinde anneannem ve dedem yastıklarını birlikte dikerlerdi, doldururlardı kısacası meydana getirirlerdi. Dedem profesyonel bir terzi gibi zenith dikiş makinesine bir kurulurdu, saatlerce takır tukur sesler arasında dikiş dikerdi. Bizim için çok özel bir dikiş makinesiydi. Anneannem makinenin üzerine bile özel bir örtü örter, başköşede bir yerde onu sergilemekten mutlu olurdu. Dedem arada bakım yapardı. Bazen torunlarına bazen kendine patronsuz(kalıpsız) pantolon bile diktiğine tanık olurduk.

Günlerden bir gün makinemiz ortadan kayboldu. Evimiz değişti, eşyalar değişti. Kırlentler, sedirler, divanlar ve köşe yastıkları.. Yaşantımız da değişti. Duvara asılmış halımızda yoktu. Ocağın yanındaki postumuzda.. Bizler de modern yaşamın tesirinde kalmıştık. Perdeler, halılar ve koltuklar da zamanla değişti. İnsanlar da değişti tabi, şimdi her birini özlüyorum. Hısım akraba puf! Yok, oldu sanki her şey topraklarımız, isimlerimiz.. O köy şimdi o kadar uzak ki…

“Köşe yastığı” yapamadık ama bizi “köşe yastığı” mı yaptılar dersiniz?

(*)Kızıltan Ulukavak, Safranbolu Evleri ve Eski Yaşam Biçimleri adlı eserinden alınmıştır.