HAC

writing an essay about taking online classes on apa formatSafranbolu’dan dünyaya açılan eşsiz kelimelerin sahibi Safran Saçlı Ağabeyim Hüseyin Avni Cinozoğlu (Hüseyin Akıncı)’nu çok özleyeceğim.

‘Zalifre Yazıları’ndaki yolculuğumuz başlamadan evvel yerinde duramayan, karşısındakini her an susturmaya gücü yeten, kelimelerin ağabeyini tanıdım. Onu büyük bir yorgunlukla dinliyordum, karşısında sadece dinlerken yorulmuş diğer gazete çalışanları gibi.. Sanki yunan mitolojisinden çıkmış, çağlar arası yolculuk yapan gök gürültüsü tanrısı bu bedene sığmış; yada Şu Destanındaki Kahraman Şu’nun kalesini inşa ettiği gibi Safranbolu’yu Balasagun’a çevirmişti. Çoğu kimse o farklı dili anlayamazdı bile.. Ne kadar heyecanla ve sevgiyle karşıladı “Zalifre Yazıları”adında bir dergiye sahip olmanın verdiği duyguyu.. İncinirdi, ona bir boş bakışınız varsa bir daha sizi asla rahatsız etmezdi, naif bir ruhu tarif etmek çok da kolay değil. Geçtiğimiz yılların birinde “Kütüphaneler Haftası”nda her yıl gelenekselleşen en çok kitap okuyanlara ödüller sunulacaktı. Ben de oradaydım ve Sayın Hüseyin Akıncı ismi yetişkinler kategorisinde okununca bir kez daha hayran kaldım. Zaten ezberinden bilmediği şiir de yoktu. Bir keresinde Karabük Üniversitesi Güzel Sanat Fakültesi’nin mezuniyet günü 14 Haziran’a denk gelmişti. Aa! Benim güzel kardeşim doğum günün kutlu olsun, diyerek tüm katılımcıların yanında yüzümü bile kızartmıştı. O gün ezberinden uzunca bir şiir okudu, katılımcı herkes elleri kanarcasına alkışlamıştı sanki.. Hiçbir zaman hafızasıyla gurur duymadı, ona hep anıları zarar verse de kimseye bu konuda dert yanmadı. İnsanüstü bir hali vardı. O kadar mutluyum ki, böylesine tertemiz bir insanın eşiyle de tanıştığım için. Edebiyat, tarih, sanat içerisinde Safranbolu ve İstanbul’u eklerseniz buradaki kelimelerin hac yolculuğu Hüseyin Avni Cinozoğlu’na çıkacaktır. Onun tarzı, üslubu hep bir ayrıcalık taşırdı. Fransızca bilen fakat yolculuklardan çekinen ağabeyim, annemi ne zaman görse “Ooo! Esra Fransa’dan ne zaman geliyor? Hiç haber alamıyorum, çok selam!” cümlesindeki vurguyu ev halimize kazıyan, beni hep tebessüme zorlayan değerli insan.

Bir avukat, bir şair, bir tarihçi, bir araştırmacı, bir sanatçı ve her şeyden önemlisi Safranbolu’nun tek deniz feneri, o çok kıymetli büyüğümüzü Eylül’de yitirdik.

Binlerce hikâyenin, binlerce şiirin içerisinden bana ait bir şiiri Hece Yayınları’na, birkaç şiir yarışmasına göndermişti. Editörlerinden övgü yazısı aldığımda (derecesiz şiirlerimle) beni nasılda hayal ürünü, hiç bilinmeyen bir edebiyat sevgisine yönlendirmişti. Yıllar sonra Edebiyat Fakültesi’nde okumamın kaynağında yer alacağını çok iyi bilerek..

Gerçekten gönülden hal hatır soran ağabeyim inşallah mekânında cennettir!

HAC” için bir yorum

  1. Hüseyin beyi amcamın yazıhanesine gelip giderken tanıdım. Bir ara şarkı sözü yazmıştım ona göstereyim dedim; şunu söyledi sevgili kardeşim ben şarkı sözlerinin ciddi şeyler olduğunu sanmıyorum, önemsemiyorum ve ilgilenmiyorum! Bozulmuştum ne yalan söyleyim ama şimdi düşününce açık sözlü olması hoşuma gitmişti. Allah rahmet eylesin

Yorumlar kapatıldı.