ÇAĞDAŞ MİMARİ TASARIMLARIN IŞIĞINDA – 2

was schenkt man zur masterarbeit Geçmiş yüzyıllardan farklı olan 20. yüzyılın modern iç mekân tasarımları, tüm dünyayı etkileyerek; pürüzsüz organik şekiller ve temiz sade çizgileri bir arada karakterize etmiştir. İşte bu durum, birçok mobilya mağazasının açılmasına, çeşitli estetik yargılara yön verilmesine nihayetinde ise, halkın o mimari tasarımları günlük yaşamlarının önemli bir parçası haline getirmesine yol açmıştır.

20. yüzyıl mimarlığı iç mekân, ürün ve grafik tasarımlarının usta isimlerinden Frank Lloyd Wright, Ray Eames ve Herman Miller ile beraber anılan bir tasarım hareketi de böylece vücut bulmuştur. Bu usta tasarımcıların oluşturduğu eserler, çağımız mimarisini anlamlandırmakta bizlere önemli ipuçları vermektedir. Örneğin, geçmiş yüzyıllarda zengin yapılarda kullanılan mimari üsluplar, aradan geçen zamana yenik düşmeyip, teknolojik gelişmelerle birlikte güncellenmiş ve günlük yaşamdaki kullanışlılığı yeniden göz önüne serilmiştir. Özellikle 1950’lerin ferah ve aydınlık pencere tasarımları, geçmişteki dar pencereler ve çizgisel duvarları da içine alarak, çağına uygun özgün bir boyuta ulaşacaktır. Mimarideki bu temiz görünümün yansıra göz alıcı unsurlar da ilave edilmiştir. Ancak bu uzmanlık alanına dışarıdan bakanlar için simetrik-asimetrik vurgular, eğlenceli duvar kâğıdı tasarımları ile üç boyutlu tablo hissi verilen odalar ise yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olmuş; bunlara ilave sektörel zenginleşmeyi sağlamış, özel bir istihdam sahasını da yaratmıştır.

Çin Uygarlığının karakteristik görsellerinden öne çıkan, renklerdeki parlak ve yumuşak geçişler, özellikle pembe, firuze, kraliyet mavi, somon portakal, güneş sarıları ve kırmızılarının bir arada kullanılması, Batı Medeniyetinin de vazgeçilmezi olmuştur. Bu etkileşim iç mekân dekorasyonlarında kalın ve keskin kenarlı mobilyalar yerine, zarif ve kıvrımlı, adeta yuvarlatılmış masa ve sandalyelerin tasarlanmasıyla kendini göstermiştir. Doğa ile bütünleşme konusunda ise meşe ve köknar gibi ahşap dokusunu sunan malzemeler tercih edilmiştir. Günümüzde yoğun bir şekilde kullanılan kalay, alüminyum, formika, melamin, vinil ve parlak renkteki plastik malzeme ve metaller, modern tasarım çağına uygun hale getirilmiştir. Işık alanları hayatımıza modern mekân konseptleri ile öne çıkarılmış olup, eğlenceli lamba tasarımları örneklerinde olduğu gibi sunulmuştur. Zikredilen bu modern malzeme ve tasarılar son olarak, uzay çağını anımsatan modern metal örgüler, kabarık lambalar ve beyaz ışıktaki kusursuza yakın pürüzsüz zeminleri hayatımıza taşımıştır.

20. yüzyılın ikon tasarımcıları, işlerini şansa bırakmadığı gibi; günümüze kadar gelen süreci çok iyi değerlendirerek, çağa damgalarını vurmuşlardır. Bütün bu gelişmelerden bağımsız düşünemeyeceğimiz Türkiye’nin, daha özgün tasarımlara ihtiyacı olduğunu ise vurgulamak yanlış olmasa gerek. Üzerinde yaşadığımız toprakların birçok zengin kültürlere ev sahipliği yaptığını bilerek, Anadolu’daki tüm kültürlerin yaşam alanlarını inceleyerek, geleneksel yapıda Modern Anadolu Tasarımlarının hızla geliştirilmesinin önemini daha iyi kavrayabilmeliyiz.

Biz de kendi adımıza geliştirilecek Türk tasarımlarının destekçisi olmalıyız. Örneğin geçtiğimiz günlerde Milano Tasarım Haftası’nın kalbi Zona Tortona’da sergilenen Türk mermer ve tasarımları ile nasıl gururlanıyorsak, 2-6 Mayıs 2012 tarihleri arasında Yapı Endüstri Merkezi tarafından düzenlenen 35. Yapı Fuarı-Turkeybuild İstanbul’u da dikkatle inceleyerek, anlatılan tüm bu tarihsel sürecin ülkemiz üretimine ve ticaretine yaptığı katkıyı ciddiye almamız da gerekiyor.