Büyüsün…

Hayatımızın binbir gece masalları gibi mutlu sonla biteceğini umut ederek yaşıyorum.

Tüm gerçekliğin içinde heykelimi taşıyabilmek çok kolay olmuyor.

Bazen yaşadığım yerin en doğru yer olduğunu düşünerek kendime yalan söylüyorum.

Bir insan yaşamından nasıl mutlu olur ki?
Gördüğü rüyaların bir anlamı olmasa, insan olmanın bir anlamı olur muydu?
Günden güne zayıflıyorum..sen yine görmüyorsun..Sana olan sevgim zayıflamıyor neyse ki..
Seni hiç tanımıyorum ama uzaklara dalıp dalıp sana karışıyorum..

 Aklım ve kalbim bana kendime sahip çıkmamı hatırlatıyor.

Bir yerden boşluk bulmanın büyük bir düş kırıklığı yaratacağını düşünüyorum.

İnsanlar hayallerinin tutunması için binlerce neden bulabiliyorken birbirimiz için dilenen tüm isteklerin ve kurulan yarı gerçekliğin ne kadar farkındayız?

Her birimiz baştan aşağı bu kadar farklıysak, neden bir arada olmayı hedefliyoruz?

Yalnız kalmanın acısını tecrübe edenlere hayranlığım giderek artıyor. Ben düşünmeye başlamadan önce oldukça yalnız olduğumu hissettim.

Ve bir ailem olmadan önce düşünmediğim, ama hissedebildiğim bir aleme ait olduğumu biliyorum.

Gözlerim yorulduğunda ellerim tutmaz olduğunda bile onun varlığının devam edeceğini biliyorum.
Bu gece seni düşünmemem gerekiyor. Zira yalancı olmaya alıştım.
Aslında seni düşünmek beni çok korkutuyor. Bu akşam hava daha kararmadan tüm benzerlerinle bulutların arasındaydın. Sana sığındım. İçimde buruk ama büyük bir heyecan yaşatan gücü adeta sonsuz bir andı. Sana ait olmanın huzuruyla kavuşmayı diledim. Oysaki o kadar fazla başkalaşmış ki sözlerim, kendimden bile gerçekliğini gizledim. İçimde iyiden iyiye büyüyen bir acı gibi sadece bana gelen bu sunumu olduğu gibi dinledim. Seni seyrederken işitmek istedim.

Koku almayı, koklamayı sevmenin bir başka acısı da dar bir mekanda olmanın drajeli sıkıntısı.
Beni ağlatmak mı niyetin? İçimdeki gözyaşı fazla direnemeyecek olsa da seni sınırlamak istemiyorum. Ne gözyaşımda ne de gerçeklerimde…
Öfke doluyum. Yerli yersiz konuşmalarımda sana yer vermediğimi düşündüğümde kendimden utanıyorum. Seni bu kadar düşünürken sana yoruyorum sensizliği!
Seni hiç tanımadan sana kırgın olduğumu düşünüyorum. O kadar güçlüsün ki..
Bizi ayrı düşünemiyorum. Bu acı sonsuz bir yalan..
Bana bir farklılık içinde gel diyen sensin. Beni barındırdığın o mutlak gerçekliğine hayranım.
Bir gün düş yada gerçeklik içinde derinlere ulaşmış bir yerde sakladığım her zerreni paylaşacağım seninle. Ve sen tut diye verdiğin bu can’a tutuşmuş durumdayım. Su kadar muhtaç olduğum, hava kadar bitimsiz bir gerçekliğin ortasındayım. Ve ben ilerleyen yaşıma inat özgür bir düşüncenin kıyısından bile geçemedim.

Biraz hür bir kelime hazinem olsaydı yine zincirlenirdi. Köreltildim.
Kendimi özgün bir o kadar çıkmaz da hissediyorum. Biliyorum ki; her çıkmaz yolun bir çıkış kapısı mutlaka vardır. Sana bu nedenle yazıyorum belki de..
İçimdeki acımı paylaşman için değil. Kesinlikle mutlu olduğumu bilmeni isterim. Bu küçük bir yaşamın bir anlık geliş-gidiş sesi..
Sana bir nazım yok. Sana bir sözüm hiç yok.
En çok konuşmam gereken o anda dilim tutulacak diye korkuyorum. Sana erişemeden sana gereçekliğimi ifade edemeden kaybolacakmışım ve ardından puf! Diye bir yazı çıkacakmış ve ben kurgularımın esiri olurum korkusuyla, sana ellerim var diyemiyorum. Sana kelimelerim var gel sen de içinde yer al diyemiyorum. Yerimizin çok ayrı olduğunu biliyorum. Seninde kapıldığın tüm gölgelerin boşluğu gibi ben de avutuyorum kendimi bazen çok nadir de olsa beni andığın zamanlarda..
Seni düşünmek tüm gerçekliklere tezat!
Bir müzik dinlerken, bir de yemek yerken boğulmamak için seni biraz olsun dağıtıyorum çevreme..
Her kahkahada korkuyorum aslında.. Bu bir teselli olacaksa kendime hastayım diyorum..
Dedim ya alıştım yalanlara..
Sen ne zaman ben de rehin kaldığını anlayarak kendine yalan söylemekten vazgeçeceksin?
Kaderinde bir ben varsam neden ertelemeler yaşatıyorsun?
Tüm geçilen yolların ardından..
Korku ve endişe dolu sessizliği bozmadan sana kaldığım yerden devam edecek aidiyetim..
Bunu çok iyi bilesin!

Seninle başlayıp, seninle tükeneceğim!